DOLAR

16,4337$% -0.24

EURO

17,6044% -0.58

GRAM ALTIN

976,75%-1,19

BİST100

%

BİTCOİN

487532฿%-0.1143

ETHEREUM

29371Ξ%1.00307

İmsak Vakti a 02:00
İstanbul PARÇALI AZ BULUTLU 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÇELİK: ANKARA BAROSUNUN YAYINLADIĞI KADAR HUKUK VE İNSANLIK DÜŞMANI BİR METİN GÖRMEDİM

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Ankara Barosunun Yayınladığı Kadar Çirkin, Hukuk ve İnsanlık Düşmanı, İslamofobik Nefret Suçuyla Dolu Bir Metin Görmedim.” Dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “27 Nisan, Türk Siyasi Tarihinde Bir Dönüm Noktasıdır. İlk Defa Bir Cumhuriyet Hükümeti, Verilmek İstenen Bir Muhtırayı, Tebliğ Edilmek İstenen Bir Muhtırayı Kabul Etmemiş, Tebellüğ Etmemiş ve Aynen İade Etmiştir. Bu, Türk Siyasi Tarihinin Demokratikleşmesi, Sivil Siyasetin Tahkim Edilmesi Bakımından Bir Dönüm Noktasıdır.” Dedi.

Çelik, Kovid-19 Salgınına Karşı Alınan Tedbirler Kapsamında Video Konferansla Gerçekleştirilen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı Devam Ederken, Parti Genel Merkezinde Düzenlediği Basın Toplantısında Gündeme İlişkin Değerlendirmelerde Bulundu.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın Coşkuyla Kutlandığını Belirten Çelik, “TBMM, İki Kere Gazi Olmuş Bir Meclistir. Dünyadaki Bütün Meclislerden Farkı, Her Meclis Belli Bir Kurtuluş Savaşının Sonunda Kurulmuşken Bizim Meclisimiz Bundan Önce Kurulmuş, İstiklal Savaşı’mıza, Kurtuluş Savaşı’mıza Kumandanlık Etmiş Bir Meclistir. Bu Bakımdan Dünya Meclisleri Arasında Müstesna Bir Yere Sahiptir.” Diye Konuştu.

Meclisin İstiklal Savaşı Sırasında Polatlı’dan Top Sesleri Duyulurken Görevine Devam Ettiğini Hatırlatan Çelik, “Aynı Ruhun Yaşadığını 15 Temmuz’da da Gördük. 15 Temmuz’da Hain Teröristler Tarafından Yüce Meclis Bombalanırken Her Partiden Milletvekillerimiz Meclisi Terk Etmemiş ve Mecliste Ölmeyi Göze Alarak Hain Darbe Girişimine Karşı Direnmiştir. Cumhuriyetimizle, Demokrasimizle, Yüce Meclisimizle Gurur Duyuyoruz.” İfadelerini Kullandı.

Çelik, 23 Nisan Günü İstanbul’da 7 Tepeden 7 Kıtaya Bir Konserle Dünyaya Seslenildiğini Anımsatarak “Sanatçılarımız İstanbul’un 7 Tepesinden İnsanlığı Temsilen 7 Kıtaya Seslendiler. Türkiye Dünyanın Her Tarafına Bu Koronavirüs Günlerinde Güçlü Bir Destek Verirken Aynı Zamanda Bu Barış Çağrısını, İnsanlık Çağrısını da Ulusal Egemenlik Bayramı’mız Günlerinde Gerçekleştirmiş Oldu.” Dedi.

Tüm Vatandaşların Ramazan Ayını Tebrik Eden, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün de Kutlanacağını Hatırlatan Çelik, “Bütün Emekçilerin Bayramını Onlarla Tam Bir Dayanışma İçerisinde Şimdiden Tebrik Ediyoruz.” Diye Konuştu.

Çelik, 27 Nisan’ın AK Parti Hükümetine Karşı Verilmek İstenen Bir Muhtıra Teşebbüsünün Yıl Dönümü Olduğunu Belirterek “27 Nisan, Türk Siyasi Tarihinde Bir Dönüm Noktasıdır. İlk Defa Bir Cumhuriyet Hükümeti, Verilmek İstenen Bir Muhtırayı, Tebliğ Edilmek İstenen Bir Muhtırayı Kabul Etmemiş, Tebellüğ Etmemiş ve Aynen İade Etmiştir. Bu, Cumhuriyet Tarihinde, Türk Siyasi Tarihinin Demokratikleşmesi, Sivil Siyasetin Tahkim Edilmesi Bakımından Bir Dönüm Noktasıdır.” Değerlendirmesinde Bulundu.

Türkiye’de Kötü ve Antidemokratik Olan Bir Muhtıra Geleneğinin Söz Konusu Olduğunu Anımsatan Çelik, “Adeta Askeri Bürokratların Seçilmiş Hükümet Karşısında Her Türlü Hiyerarşiden Bağımsız Bir Şekilde, Antidemokratik Usullerle Davranması Türkiye’de Belli Kesimler Tarafından Takdir Edilen, Alkışlanan Bir Tabloydu. Maalesef Türkiye’nin Enerjisini Tüketmiş, Türkiye’yi Geriye Götürmüş Son Derece Yanlış Uygulamaların Adresi Olmuştur.” Dedi.

“SEÇİMLERİN GÖSTERMELİK OLDUĞU BİR DÜZEN TESİS EDİLMİŞTİ”

O Dönemde Türkiye’nin Milli Güvenlik Kurulu Toplantısından Milli Güvenlik Kurulu Toplantısına Nefes Almaya Çalıştığını Anlatan Çelik, “Geçmişte Türkiye’deki Ekonomik Krizlerin, Siyasi Krizlerin Arkasında Bu Yapı, Bu Antidemokratik Model Söz Konusudur. Vatandaşımız Oyunu Veriyordu Ama Oyunu Vererek İktidara Getirdikleri, Bir Müddet Sonra Antidemokratik Güçler Tarafından İktidar Edebilme, Muktedir Olma Kabiliyetlerini Kaybediyorlardı. Dolayısıyla Türkiye’de Seçimlerin Sadece Göstermelik Olduğu Bir Düzen Tesis Edilmişti.” Diye Konuştu.

“Bütün Bu Kötülüklerin Dönüm Noktası 1960 İhtilalidir.” İfadesini Kullanan Çelik, Son Derece Yanlış İşlerin Yapıldığı Süreçleri Cumhuriyet Tarihi Boyunca Pek Çok Alanda Gördüklerini Belirtti. Bu Zihniyetin Her Kesim ve Her İdeolojiden Vatandaşı Mahrum Eden Bir Zihniyet Olduğuna İşaret Etti. Çelik, Şunları Söyledi:

“İlk Defa Bütün Bir Tarihimiz Boyunca Böyle Bir Muhtıra Teşebbüsüne Hükümetlerimiz Döneminde, 27 Nisan’da Cevap Verilmiştir. Eğer O Kabul Edilseydi Bizim Hükümetlerimiz de Kadük Hale Gelecekti, Kötürüm Hale Gelecekti. Bu, 27 Nisan Muhtırası Olarak Tarihe Geçecekti. Ama Hükümetimiz Tarafından Kabul Edilmediğinde Muhtıra Olması İstenen Bir Şey Kağıt Parçasına Dönüşmüştür. Neticede Sivil Siyasetin Güçlenmesi, Reformların Yapılması, Türkiye’deki Vesayetin Ortadan Kaldırılması Bakımından Bir Dönüm Noktası Olmuştur. O Gün Nasıl Direnildiyse Muhtıra Teşebbüsüne, Oradan 15 Temmuz’daki Hain Darbe Girişimine Karşı Direnişe Kadar Adım Adım, Kademe Kademe Demokrasimizin, Sivil Siyasetimizin Güçlendiği Bir Tarihi Hep Birlikte Yaşadık, Hep Birlikte İfa Ettik. Dolayısıyla 27 Nisan Sıradan Bir Gün Değildir, Türk Siyasi Tarihi Açısından Demokrasinin Kendisi Üzerinde Vesayet Kurmak İsteyen Güçlere Karşı En Tok, En Net ve En Cesur Karşı Koyuşlarından Bir Tanesidir.”

Koronavirüsle İlgili Dünya Çapındaki Tartışmaları Yakından Takip Ettiklerini ve Bunun, İnsanlığın Karşılaştığı En Büyük Tehditlerden Biri Olduğunun Rahatlıkla İfade Edilebileceğini Aktaran Çelik, Şunları Kaydetti:

“Bütün Bu Kötü Boyutlarının Yanı Sıra İnsan Olmaya Dair Değerlerin Daha Çok Keşfedildiği, Dünyanın Geleceğine Dair Sorumluluğumuzun Daha Çok Konuşulduğu Günlerin Ortaya Çıkmasına da Vesile Olmuştur. Ölümler Oluyor, Acılar Oluyor, Bunlardan Büyük Bir Üzüntü Duyuyoruz Ama Aynı Zamanda Doğanın Kendini Toparlaması, İklimin Dengeye Gelmesi, Çeşitli Coğrafi Görünümlerin Belirginleşmesi, İnsan Hayatına Dair Daha Anlamlı Söylemlerin Ortaya Çıkması Bakımından, Dünyanın Kendini Tamir Etmesi Bakımından da Üzerinde Çokça Düşünülmesi Gereken Bir Süreç Bu. Tabii ki Dünyada Çatışmalar, İdeolojik Tartışmalar Devam Ediyor Ama Bir Yandan da Gündelik Hayatın İnsanlık İçin Ne Kadar Değerli Olduğu Her Gün Yaptığımız ve Aslında Farkına Varmadığımız Şeylerin İnsanlığımızı Belirlemek ve Geleceğe Taşımak Açısından Ne Kadar Kıymetli Olduğunu da Altı Çizilen Bir Dönem. Dolayısıyla Bir Yandan Krizler Var, Bir Yandan Büyük Bir Meydan Okumayla Karşı Karşıyayız Ama Bir Yandan da İnsanlık Üzerine Tefekkürün Dönüm Noktalarından Bir Tanesi İçerisinde Bulunduğumuz da İfade Edilebilir.”

Dünyanın, Sağlıkçıların ve Çeşitli Grupların Verdiği Mücadele Açısından “Yeni Vatanseverlik” Diye Bir Kavramı Konuştuğunu Belirten Çelik, “Bizim Kültürümüzde, İnançlarımızda, Siyasi Tasavvurumuzda Vatanseverlik, Resmi-Gayri Resmi, Resmi-Sivil, Askeri-Sivil Gibi Ayrımlara Tabi Değil. Bu Ülke İçin, İnsanımız İçin, İnsanlık İçin İyilik Üreten Herkesin Vatanseverliğinin Altını Çiziyoruz. Bu Açıdan Baktığımızda Dünyanın Yeni Keşfettiği Şeyler Bizde Aslında Olağan Olarak Görülen Şeyler. O Yüzden De Dünyanın Takdirini Çekiyor.” Diye Konuştu.

Bu Süreçte Aile İçi Şiddetin Artmasının Çin’den İngiltere’ye Kadar Hassasiyetle Üzerinde Durulması Gereken Bir Mesele Olduğunu İfade Eden Çelik, Türkiye’de Bu Konulardaki Şikayetleri ve Süreçleri Yakından Takip Ettiklerini Söyledi.

Koronavirüsten Önce Büyük Devlet Kavramının Uluslararası İlişkilerin Merkezinde Yer Aldığını Anlatan Çelik, “Artık Büyük ve Akil Devlet Kavramı Merkezi Bir Rol İfade Etmeye Çalıştı.” Dedi.

Gücü, Askeri Kapasitesi, Ekonomisinin Büyüklüğü Ne Olursa Olsun Bu Virüs Salgınında Olduğu Gibi İnsan Hayatını Koruyamıyorsa, Buna Yönelik Kriz Yönetimine ve Sağlık Alt Yapısına Sahip Değilse Büyük Devlet Olmanın Bir Anlam İfade Etmediğini Dile Getiren Çelik, “Bu Şekildeki Büyük Devletler Ancak İri Devlet Olarak Adlandırılabilir. Dolayısıyla Büyük Devlet Aynı Zamanda Akil Olan Devlet Anlamına Gelmektedir.” İfadesini Kullandı.

Bütün Bir Kapasitesini İnsanlık İçin Kullanabilen Devletlerin, Büyük Devlet Olduğunu, İri Devletlerin Bu Kriz Karşısında Nasıl Dağıldığının, Bocaladığının, Savrulduğunun Görüldüğünü Aktaran Çelik, “Ülkemizse Hem Krizin Yönetimi Bakımından Hem İnsanımıza Sahip Çıkma Bakımından Hem de İnsanlığa Sahip Çıkma, İhtiyaç Duyduğu Malzemeleri Götürme Bakımından Büyük ve Akil Devlet Olmayı, Bu Kavramı En Çok Hak Eden Devlet Olarak Öne Çıkmaktadır.” Değerlendirmesinde Bulundu.

Çelik, NATO Genel Sekreterinin Dayanışma Kapsamında Atıfta Bulunduğu Tek Şeyin, Türkiye’nin Yaptığı Yardımlar Olduğunu Kaydetti.

Aynı Zamanda Bütün Dünyanın Kendi Başının Derdine Düşmüşken Unuttuğu Filistin’e Bir Tek Türkiye Cumhuriyeti’nin Bu İlgiyi Gösterdiğini Belirten Çelik, “Cumhurbaşkanımız Filistin Devlet Başkanı Abbas’la da Konuşarak Bu Konuları Ele Almıştır. Orası da Türkiye Cumhuriyeti’nin İlgi Sahasının Merkezindedir. Filistin’den Dünyanın Her Yerine Kadar Bütün İhtiyaç Duyan İnsanlığın, Büyük ve Akil Devlet Olarak Adresleyebileceği Birinci Ülke Türkiye Olarak Öne Çıkmaktadır.” Dedi.

Türkiye Aleyhine Ne Zaman Kötü Haber Olsa Bunu İçeriye Tercüme Etme, Hatta Bu Kötülükleri İçeride Siyasallaştırma Konusunda Kadrolu Kesimler Bulunduğunu Dile Getiren Çelik, Şimdi Aynı Kesimlerin Yabancı Basının Türkiye’yi Öven Yaklaşımları ve Haberleri Karşısında Suskun Kaldıklarını Söyledi. Çelik, “Kendi Ülkesine Karşı Bu Derece Hastalıklı Bir Yaklaşım İçinde Olanların Maalesef Yalan Haberiyle Uğraşmak Önemli Bir Vaktimizi Almaya Devam Ediyor.” İfadesini Kullandı.

Cibuti’deki 3 Yunan Vatandaşının Türkiye’ye Getirilmesi İçin Başvuru Yapıldığını, Dışişleri Bakanlığının Devreye Girmesiyle Türk Hava Yolları İle Bu Kişilerin Türkiye’ye Geçirildiğini Anlatan Çelik, Yunanistan Dışişleri Bakanının Bundan Bahsederken “Cibuti Dışişleri Bakanlığı ve AB’nin Destekleriyle Kendi Vatandaşlarının Ülkelerine Getirildiğini” Söylediğini Aktardı.

Cibuti’den Yunanistan’a Kadar Bütün Rolü Üstlenen, Bütün Yardımı Yapan Ülkenin Türkiye Olduğunu Belirten Çelik, “Yunanistan Dışişleri Bakanının Kendilerinin Ürettiği Türkiye Düşmanlığının Esiri Haline Gelmesi, Bu Propagandanın Esiri Haline Gelmesi Bakımından Önemlidir. Esasında Yunanistan’daki Zihniyet Açısından Hiçbir Şeyin Bu İnsani Konular Söz Konusu Olduğunda Bile En Fanatik Siyasi Yaklaşımın Üretilmesinden Geri Kalınmadığının Bir Örneğidir. Özellikle Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Başta Olmak Üzere, Yunanistan’daki Yetkilileri İnsani Konuları Bu Siyasi Fanatizme Defalarca Yaptıkları Gibi Kurban Etmemeleri Konusunda Tekrar Uyarmak İsteriz.” Değerlendirmesinde Bulundu.

“BAŞTAN AŞAĞI YALAN”

Ankara Barosunun Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Hakkında Yaptığı Açıklamaya Değinen Çelik, “Şimdi İkinci Bir Bildiri Yayınlayarak Baro, Kendisinin İslam Düşmanlığı Yapmadığını, Böyle Bir Niyetinin Olmadığını Söylemeye Çalışmış. Fakat Bunun Baştan Aşağı Yalan Olduğu Yaptıkları Açıklamanın Satırlarına Bakıldığı Zaman Net Bir Şekilde Görülüyor.” Dedi.

Meselenin Diyanet Meselesinin Ötesinde Anlamlar ve Amaçlar Taşıdığını Gördüklerini İfade Ederek, Baronun Açıklamasından Bazı Bölümleri Aktaran Çelik, Şunları Söyledi:

“Ben Doğrusunu Söylemek Gerekirse 27 Nisan’ı da Andım. İnsanlık Dışı Çok Metin Gördüm, Antidemokratik Çok Metin Gördüm, Hukuk Düşmanı Çok Metin Gördüm Fakat Bu Ankara Barosunun Yayınladığı Kadar Çirkin, Hukuk Düşmanı, İnsanlık Düşmanı ve Baştan Aşağı İslamofobik Nefret Suçuyla Dolu Bir Metin Görmedim. Yani Bu Bütün Bu Çirkinliklerin Hepsini Geride Bırakan, Hepsinin Ötesine Geçen Bir Metin Olmuştur.

Şimdi Birisi Çıksa Laiklikle İlgili Bir Eleştiri Açsa, Diyanetin Konumuyla İlgili Bir Eleştiri Açsa Demokrasi İçerisinde Bunların Hepsi Mümkündür. Türkiye’de Bu Eleştiriler Yapılıyor, Dünyada da Yapılıyor. Akademik Düzeyde, Siyasi Düzeyde Yapılıyor. Ama Türkiye’yi Geçmişte Laiklik Anlayışını da Felç Ederek, Laiklikçilik Diyeceğimiz Bir Yaklaşım, Bir Siyasal Din Üzerinden Felç Etmeye Çalışarak Hem Laikliğe Zarar Vermişlerdir Hem Bu Toplumun Değerlerine Zarar Vermişlerdir. Laik Devlet Bir Barış Projesidir ve Biz Parti Olarak Laik Devlet Projesini Desteklediğimizi Her Zeminde Söylüyoruz.”

“Bu Açıklamanın Laikliğe Vurgu Yapmak Amacını Taşıdığının” Söylendiğini Aktaran Çelik, “Ne Zamandan Beri İnsanlara ‘Kan Kokan Zihniyete Sahiptir’ Demek Ya Da ‘Kadınları Yapmaya Davet Edecek’ Demek, Bu Şekildeki Bir Arkaik Pozitivizm Ne Zamandan Beri Laiklik Savunusu Anlamına Gelmektedir. Bizatihi Bir Kişinin İnanç Sistemi İçerisindeki Değerlerini Ortaya Koymasını Engellemeye Dönük En Laiklik Karşıtı Metinlerden Birisidir Bu Ankara Barosunun Yaptığı, Tam Bir Faşist Zihniyetin Ürünüdür.” Dedi.

“O BAROYA ÜYE HUKUK İNSANLARINA DÖNÜK DE SALDIRIDIR”

Herhangi Bir İnsanlık Değerinin Zamanın Geçmesiyle Değer Kaybedeceğini Düşünecek Kadar Faşist Bir Kafayla Karşı Karşıya Olduklarını İfade Eden Çelik, “Esasında O Baroya Üye Hukuk İnsanlarına Dönük de Bir Saldırıdır Bu Çünkü Temel Hukuki Haklara Saldırıdır.” Diye Konuştu.

Diyanet İşleri Başkanlığının Anayasal Bir Kurum Olduğunu ve Anayasa Ve Yasalarla Verilen Görevin Belli Olduğunu Dile Getiren Çelik, “İslam’ın İlkelerini Topluma Anlatmak, Açıklamak. Bunu Yaparken İslam’ın Emirlerini Zikrettiği İçin Her Seferinde Her Zikrettiğinde Bir Toplum Kesimini Karşısına Aldığını Söylemek, ‘Diyanet İşleri Başkanı İslam Hakkında Hiç Konuşmasın, Ortodoks Patriği Hristiyanlık Hakkında Konuşmasın, Yahudi Hahambaşı Musevilik Hakkında Hiç Konuşmasın’ Diyen Faşist Bir Zihniyete Götürür Herkesi. Bu Son Derece Tehlikelidir. Bakın Zaman Zaman Türkiye’de Vesayetin Geride Kaldığına Dair Rehavete Kapılıyoruz Ama Kafasını Nerelerden Uzattığına Baktığımızda Şaşırıyoruz. 12 Eylül’de Anayasa Lağvedildiği Zaman Darbecilere Gidip İlk Selam Duran Anayasa Mahkemesinin Başkanıydı.” İfadesini Kullandı.

Bu Zihniyetin Hukukla, Demokrasiyle İlgili Bir Zihniyet Olmadığını, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın Yasal Görevini Yaptığını Ve İslam’ın Değerlerini Zikrederken Nefret Suçuyla Mücadele Ettiğini Vurgulayan Çelik, Açıklamasının Kimseyi Hedef Gösteren, Şiddete Çağıran, Kimsenin Temel Hak Ve Hürriyetlerini Askıya Almaya Dönük Bir Üslup Taşımadığını, Burada Kimsenin Vatandaşlık Haklarına Dönük Bir Saldırının Da Söz Konusu Olmadığını Kaydetti.

Çelik, Hukuk İnsanlarının Üye Olduğu Bir Kurumun Böyle Bir İşe İmza Atmış Olmasının, Sorumluları Açısından Utanç Vesilesi Olduğunu, Açıklamanın Avrupa’daki Aşırı Sağcıların, Faşistlerin Bile Zihninden Geçmeyecek Nasıl İslam Düşmanı Bir Metin Olduğu Görüldükten Sonra Düzeltilmesi Gerekirken İkinci Bir Açıklamayla Aynı Zihniyetin Sürdürüldüğünü Söyledi.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

THY SEFERLERİN BAŞLAYACAĞI TARİHİ REVİZE ETTİ

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.